T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Bolu İl Sağlık Müdürlüğü AİBÜ izzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi

T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Bolu İl Sağlık Müdürlüğü AİBÜ izzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Facebook Twitter Google Plus Linkedin

DOĞRUSUNU BİLDİĞİMİZ AMA YANLIŞ UYGULADIKLARIMIZ

Güncelleme Tarihi: 26/09/2017

DOĞRUSUNU BİLDİĞİMİZ YANLIŞ UYGULAMALARIMIZ

 Stres, sigara tüketimi, şeker hastalığı, düzensiz beslenme, tansiyon yüksekliği ve genetik faktörlerin yanı sıra bilinçsiz, kulaktan kulağa dolma bilgiler özellikle sanal ortamda verilen asılsız reklam ve arkadaş önerileri ile yapılan hatalar da kalbimize zarar vermektedir.

         Obezite ve hareketsizlik çağımızda oldukça sık görülen ve giderek artan bir problem olarak karşımıza gelmektedir. Atalarımız hayvani gıdaları bizden daha fazla tüketiyorlardı. Bu tüketime karşılık hareketli yaşamlarıyla, enerji harcayarak aynı zamanda yediklerini harcıyorlardı. Nitekim Güney Amerikada, Afrikanın bazı uç noktalarında “avcı toplum” şeklinde kendi besinlerini elde eden, doğal beslenen fakat aynı zamanda avcılık yaptıklarından dolayı çok hareket eden bireylerin yaşam süresinin daha uzun olduğu ve kolesterolün çok düşük olduğu, kalp krizine bağlı sağlık sorunlarının neredeysehiç olmadığı, verilerde mevcut. Bu verilere dayanarak şunu söyleyebiliriz “Sağlıklı Yaşam Kuralları”na uymak gerekiyor.

Amerika da ve Avrupa da daha fazla olmak üzere giderek artan bir fastfood/ enerji içecekleri gibi sebze ve meyveden fakir beslenme giderek artmakta ve bu durum Obeziteye yol açmaktadır. Yine günümüz koşullarında televizyon başında, bilgisayar ve internet başında uzun süre hareketsiz kalınması hem Obeziteye, hem de insülin direncinin artmasına ve tansiyonun daha yüksek olmasına yol açan metaboliksendrom dediğimiz bir genel duruma yol açmakta. Bizim buradan belirtmek istediğimiz “DİKKAT EDİN” ifadesinde, Sağlıklı beslenin, fastfood ürünlerinden, yağda kızartılan ürünlerden ve enerji oranı yüksek fakat vücuda verdiği besin değeri az, şeker oranı çok olan tüketim ürünlerinden uzak durulması. Tabi bu hareketsiz yaşamın ve kilo aldırıcı tüketimin, beraberinde getirdiği bir diğer sorun da, çocuklarda ve gençlerde piskolojik bunalımların yaşanması durumudur. Yaşıt olan arkadaşlarıyla ilişki kurmakta zorlanıyorlar. Depresyona girenler olabiliyor. Yemek yemeği seven çocukların ve gençlerin başka şeylere ilgi duyma sorunu yaşaması gibi ki bu durum, kısa sürede Obeziteyiartırıyor. Bu döngüden kurtulabilmek içinde bazen insanlar, sağlıklı olması gereken fizyolojik yöntemlerden uzaklaşıp, pratik yöntemlere başvurabiliyorlar. Günümüzde yaygın olan, zayıflatan ilaçlar ve aktarlardan temin edilen bitkisel ürünler gibi. Fakat bilinmelidir ki bu gibi ürünlerin bazen hiç ummadık yan etkileri olabilmektedir.1970 li yıllardan beri zayıflamaya yönelik ilaçlar araştırma konusu olarak ele alınmış, bunların çoğu beyinde yemek yeme hissini azaltacak veya doygunluk hissini artıracak ilaçlar olmuştur. Fakat bunların çoğu ciddi yan etkilerle sebep olmuştur. Özellikle  çarpıntı, ritim bozuklukları, tansiyon yüksekliği gibi sebeplerden dolayı piyasadan çekilmiştir. Bunun dışında yağ emilimini azaltan ilaçlarda piyasaya sürülmüş fakat bunlar da mide-sindirim sistemindeki yan etkileri sebebiyle kabul görmemiştir.

Zayıflama ilacı kullanımı sonucu hayatını kaybedenler oldu. Piyasa da oldukça yaygın olarak bilinen ve tüketilen bir zayıflama kürü kullanımı sonrasında ani ritim bozukluğu, ventriküler taşikardi dediğimiz şikâyet ile gelen vakalar var. Bir süre daha ilaç kullanımına devam edilseydi hastayı kaybetme riskimiz yüksekti. Ve yine genç yaşlarda bir hastanın zayıflama ilacı kullanımı sonrasında hayatını kaybettiği bir durumile karşı karşıya gelinmiştir. Bu zayıflama haplarının yanı sıra, ilaç değil tamamen bitkisel ürün, denilen ürünlerinde içeriğine baktığımızda sibütramin dediğimiz beyinin emir verme fonksiyonunu uyaran madde bulunmaktadır. Bu uyarıcı madde Zayıflama ilaçlarının da ham maddesidir. Adını ne olduğunubilmediğimiz şeylerden uzak durmak sağlığımız için çok önemlidir.

Dolayısıyla biz yine özellikle belirtiyoruz, fizyolojik bir şekilde düzenli ve sağlıklı beslenmeyi ve egzersizleri artıracak yöntemlere başvurmak, uzun vadeli fakat kalıcı bir yöntem olacaktır. Gençlerde özellikle Obeziteye daha da dikkat edilmesi gerekir. Çünkü çocuklarda oluşacak Obezite,yağ hücrelerinin sayısı arttırıp ileri yaşlarda kalıcı bir Obeziteye yol açabilir. Fakat ileri yaşlarda, az önce bahsettiğimiz bu hareketsizlik, yeme-içme alışkanlıklarının yanlış olması yağ hücrelerinin hacminde büyümeye yol açarak daha farklı bir yağlanma ve obeziteye yol açar. Her halükar da yapılacak olan şey sağlıklı diyet ve egzersiz olacaktır.

Protein ağırlıklı bilinen bazı diyet uygulamaları günümüzde mevcut. Diyet de hayvani yağ veya diğer yağların yüksek olması, protein oranının yüksek olması, doygunluk hissini arttırıp açlık hissini azaltır ve kilo vermeye yardımcı olabilir.Bu diyetlerle hastalar ciddi oranda kilo kaybı sağlamakla beraber kolestrollerinin yükselmesine yol açıyor. Dolayısıyla hastaların kendi sağlık durumlarına göre doktorlarına danışarak, doktor tarafından belirlenen bir diyeti uygulamaları çok daha doğru olacaktır. Nitekim bir kişinin kolestrol değerleri yüksek olup üstüne kalp damarlarında tıkanıklık mevcut ise, uygulanacak olan protein ağırlıklı diyet, hastanın kalp krizi riskini artıracaktır. Biz genel olarak her şeyden az miktarda ve dengeli beslenmeyi tavsiye ederiz. İnsan bedeninin proteine de yağa da, patates ve nışasta gibi metaboliksendrom durumunun yaşanmasına sebep olan tüketime de az miktarda ihtiyacı vardır. Daha çok sebze, meyve ağırlıklı olan ama protein de içeren diyet en sağlıklı diyettir. Egzersiz yapılması ve Akdeniz diyeti günümüz koşullarında en çok tavsiye ettiğimiz diyetlerdir. Günde en az yarım saat hafif tempolu yürümek, bisiklet çevirmek, yüzmek gibi egzersizleri uygulamak daha doğru olacaktır.

Kolestrol ve Obezite birbiriyle örtüşen parametreler değildir. Bazen obez bir insanın kolestrolü düşük, yağ oranı (trigliserit adını verdiğimiz) değerleri yüksek olabilir, bazen çok zayıf gördüğümüz bir kişinin bile kan yağları çok yüksek çıkabilir. Dolayısıyla ikisi birbiriyle çok ilişkili durumlar değildir. Ancak, çoğunlukta hareketsizlik ve şeker oranı yüksek, enerji veren fakat kilo aldıran, besin değeri düşük olan besinlerin tüketilmesiyle, insülin direncinin artması ve bel çevresinin genişlemesiyle karşımıza çıkan metaboliksendrom dediğimiz durumda kan yağı oranı dediğimiz trigliseriti yüksek, iyi kolestrol dediğimiz HDL değerleri düşük olur. Bazı hastalar fazla yemediklerini söylerler ama farkında olmadan yemek olarak nitelendirmedikleri kalorisi yüksek maddeleri tüketirler (enerji içecekleri, şeker oranı yüksek gazlı içecekler, çikolata, ağır tatlılar, çok çay içip içine şeker atanlar gibi).

Genç yaşlarda damar tıkanıklığı veya kalp krizi vakası varmıdır?

Haberlerde birçok vaka kalp krizi olarak değerlendiriliyor. Oysaki bazı ölümler kalp krizi olmayabiliyor. Ritim bozukluğu, beyinle ilgili olaylar, akciğerde solunum durması, doğuştan bazı kalp rahatsızlıkları da söz konusu olabilir. Ben kendi klinik tecrübelerimde 17 yaşına kadar damarları tıkalı kalp krizi yaşayan bireyler gördüm. Örneğin 17 yaşındaki bir hastamızda kullanmakta olduğu hormonlu bir ilaca bağlı olarak kalp krizi söz konusuydu. Sonrasında bu hastamızda pıhtı oluşumuna meyilli bir genetik faktör olduğunu tespit ettik. Kalp krizi için hiçbir risk faktörü (hipertansiyon, diyabet, sigara, aile öyküsü vs) olmayan, ama hayvani gıdaları ve yağ tüketimi biraz fazla olan 19 yaşında bir hastam vardı. Bu hastam 19 yaşında olmasına rağmen damar yapısı 70’lerinde damar tıkanıklığı olan bir hastanın damar yapısı gibiydi. 2 adet stent konulmuştu. Bir sene sonrasında ise acil koşullarda by-pass ameliyatı olması gerekmişti.22-25 yaş aralığında damar tıkanıklığı problemi yaşayan ve stent uygulaması yaptığımız hastlarımızda mevcut. Bu vakalarda karşılaştığımız en sık sebepler yoğun sıgara içiciliği ve genetik olarak kolestrol yüksekliğinin olmasıdır. Belirttiğimiz gibi kalp krizi dışında genç yaşta ani ölüme neden başka durumlar da var. Mesela bilgisayar başında veya ders çalışırken fazla oturup hiç hareket edilmemesi, toplardamarlardapıhıtlaşmaya yol açıp ani ölümlere yol açabiliyor. Nitekim 26 yaşlarında bir tıp doktoru öğrencisi arkadaşımız uzmanlığa çalışırken uzun saatler boyu hareketsiz kalarak akciğere pıhtı atması sonucu kaybedilmişti.

SAĞLIKLI YAŞAM KURALLARI

  • En iyi yöntem fizyolojik yolla kilo kaybıdır.  Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizinyaşam kültürümüze sokulması ve bunun istikrarlı olarak sürdürülmesi en sağlıklı yoldur. Özellikle Doktor tarafından önerilmemiş, tamamen bilinçsizce tüketilen zayıflama ilaçları ve bitkisel kürler çok ciddi sağlık sorunları yaşamanıza yol açabilir.
  • Egzersiz ve yürüyüşler obeziteyi önlemesi yanında genel ve kalp sağlığımız için de önemlidir. Ayrıca egzersizle uyarılan endorfin gibi bazı hormonlar ve kişinin kondisyonunun artması özgüveninin artmasına,uyku kalitesinde düzelmeye ve daha mutlu bir kişilik durumuna katkı sağlar.